Karar Tarihi Geçti, Oturum Kararı Neden Hâlâ Çıkmadı?
Polonya’daki oturum dosyalarında yaşanan gecikmeler, 4 Mart 2027’ye kadar askıya alınan yasal süreler ve danışmanların gerçekte yapabilecekleri Polonya’da oturum izni başvurusu yapan kişilerin bize en sık sorduğu soru artık neredeyse her gün aynı: “Dosyamda bir gelişme var mı?” “Karar verildi mi?” “

Polonya’daki oturum dosyalarında yaşanan gecikmeler, 4 Mart 2027’ye kadar askıya alınan yasal süreler ve danışmanların gerçekte yapabilecekleri
Polonya’da oturum izni başvurusu yapan kişilerin bize en sık sorduğu soru artık neredeyse her gün aynı:
“Dosyamda bir gelişme var mı?”
“Karar verildi mi?”
“INPOL’de yazan karar tarihi geçti, neden hâlâ cevap yok?”
“Eksik evraklarımı verdim, daha ne bekleniyor?”
“Hızlandırma dilekçesi veremez miyiz?”
“Ponaglenie göndersek karar çıkar mı?”
“Mahkemeye verirsek işlem hızlanır mı?”
Bu soruların tamamı son derece anlaşılır. Çünkü oturum kararı yalnızca bir idari belge değildir. İnsanların çalışma hayatını, eğitimini, ailesini, seyahat planlarını, banka işlemlerini, iş değişikliğini ve geleceğe ilişkin bütün planlarını etkileyen temel bir belgedir.
Aylarca, bazen yıllarca hiçbir somut gelişme göremeden beklemek kolay değildir.
Bu bekleyiş yalnızca başvuru sahiplerini değil, dosyaları takip eden biz danışmanları da yormaktadır. Biz de her gün sistemleri kontrol ediyor, yazışmaları takip ediyor, belgeleri güncelliyor ve sonuç almak için mümkün olan bütün hukuki ve idari yolları kullanıyoruz.
Ancak mevcut yasal ve idari sistem nedeniyle dürüstçe söylememiz gereken bir gerçek var:
Dosya eksiksiz ve karar vermeye hazır olsa bile, kararın ne zaman verileceğini danışman belirleyemez.
Danışman dosyayı hazırlar, takip eder ve idareye gerekli başvuruları yapar. Fakat nihai karar yalnızca yetkili yabancılar dairesi tarafından verilebilir.
Önce en önemli yanlış anlaşılmayı düzeltelim
Kamuoyunda sıkça:
“4 Mart 2027’ye kadar oturum kararları askıya alındı.”
şeklinde bir ifade kullanılıyor.
Bu ifade meseleyi anlatmak açısından anlaşılır olsa da hukuken tam olarak doğru değildir.
Doğru ifade şudur:
4 Mart 2027’ye kadar oturum dosyalarının sonuçlandırılması için geçerli olan yasal sürelerin işlemesi askıya alınmıştır.
Bu, yabancılar dairesinin 4 Mart 2027’ye kadar hiçbir karar veremeyeceği anlamına gelmez.
Oturum ofisi:
- dosyayı inceleyebilir,
- eksik belge isteyebilir,
- güvenlik kontrollerini gerçekleştirebilir,
- ek açıklama talep edebilir,
- olumlu veya olumsuz karar verebilir,
- oturum kartının hazırlanması için işlem başlatabilir.
Bu dönemde yapılan işlemler geçerlidir.
Nitekim bazı dosyalarda kararlar hâlâ hızlı şekilde verilebilmektedir. Bazı kişiler kendilerine bildirilen tahmini karar tarihinde veya bu tarihten kısa süre sonra karar alabilmektedir.
Ancak uygulamada bu durum oldukça nadirdir.
Birçok dosyada sistemde görünen veya yazıyla bildirilen tahmini karar tarihi geçmesine rağmen aylarca herhangi bir karar çıkmamaktadır. Bazı dosyalarda bu tarihin üzerinden bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen sessizlik devam etmektedir.
Normal şartlarda karar ne kadar sürede verilmelidir?
Yabancılar Kanunu’na göre normal şartlarda:
- geçici oturum izni başvurusunun 60 gün içinde,
- kalıcı oturum izni başvurusunun 6 ay içinde,
- uzun dönem AB oturumu başvurusunun 6 ay içinde
sonuçlandırılması öngörülmektedir.
Ancak bu süre her zaman başvurunun ilk gönderildiği gün başlamaz.
Geçici oturum dosyasında 60 günlük sürenin başlayabilmesi için genel olarak gerekli işlemlerin tamamlanması gerekir. Bunlar arasında:
- başvuru sahibinin şahsen hazır bulunması,
- parmak izinin verilmesi,
- başvurudaki şekli eksikliklerin tamamlanması,
- karar için gerekli temel belgelerin sunulması
bulunmaktadır.
Mazowieckie’de uygulamada, kişisel katılım ve parmak izi işlemlerinden sonra sistemde veya resmi yazışmada yaklaşık birkaç ay sonrasını gösteren tahmini bir karar tarihi görülebilmektedir.
Fakat bugün bu tarihin pratik anlamı eskisine göre oldukça zayıflamıştır.
Çünkü özel Ukrayna yasasının 100d maddesi, yabancılar dairelerinin oturum dosyalarını sonuçlandırması için öngörülen yasal sürelerin işlemesini durdurmaktadır.
4 Mart 2027’ye kadar hangi dosyaların süreleri askıya alındı?
Art. 100d kapsamındaki düzenleme yalnızca Ukrayna vatandaşlarının başvurularıyla sınırlı değildir.
Düzenleme, wojewoda tarafından yürütülen ve genel olarak şu işlemleri kapsayan yabancılar dosyalarındaki süreleri etkilemektedir:
- geçici oturum izni,
- kalıcı oturum izni,
- uzun dönem Avrupa Birliği oturumu,
- bazı oturum izinlerinin değiştirilmesi,
- bazı oturum izinlerinin geri alınması.
Başka bir ifadeyle, bu düzenlemenin çıkış sebebi Ukrayna’daki savaş ve buna bağlı olağanüstü göç hareketi olsa da sonuçları birçok farklı ülkenin vatandaşını etkilemektedir.
Türk, Gürcü, Azerbaycanlı, Hint, Özbek, Belaruslu veya başka bir ülkenin vatandaşı olmanız bu süre askısından otomatik olarak çıkmanızı sağlamamaktadır.
Oturum ofisinin direktöründen birinci ağızdan açıklama
Mazowiecki Urząd Wojewódzki Wydział Spraw Cudzoziemców Direktörü Małgorzata Łopion tarafından 8 Nisan 2026 tarihinde verilen resmi cevapta durum açık biçimde açıklanmıştır.
Yazıda şu ifadeye yer verilmektedir:
“Termin na załatwienie sprawy (…) zacznie biec od 05.03.2027 r.”
Türkçesi:
“Dosyanın sonuçlandırılması için öngörülen süre 5 Mart 2027 tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır.”
Aynı cevapta, 1 Ocak 2023 ile 4 Mart 2027 arasındaki dönemde ilgili yasal sürelerin başlamadığı, daha önce başlamış olan sürelerin ise askıya alındığı belirtilmektedir.
Direktör ayrıca idarenin, dosyayı normal süresi içinde sonuçlandıramadığı için başvuru sahibini bilgilendirme yükümlülüğünün de bu dönemde uygulanmadığını açıklamaktadır.
Bu nedenle daha önce sıkça gönderilen:
- “Dosyanız şu tarihe kadar sonuçlandırılacaktır.”
- “Yeni karar tarihi şu şekilde belirlenmiştir.”
- “Gecikmenin sebebi şudur.”
gibi bildirimlerin yapılmaması da mevcut düzenlemeyle bağlantılıdır.
5 Mart 2027’de bütün kararlar otomatik olarak mı çıkacak?
Hayır.
Bu da önemli bir yanlış anlaşılmadır.
4 Mart 2027, mevcut düzenlemeye göre sürelerin askıda olduğu son gündür.
5 Mart 2027’den itibaren, ilgili yasal sürelerin işlemeye başlaması öngörülmektedir.
Bu, bütün dosyalara 5 Mart 2027’de karar verileceği anlamına gelmez.
Örneğin bir geçici oturum dosyasının gerekli bütün şartları sağlanmışsa, normal 60 günlük sürenin 5 Mart 2027’den itibaren işlemeye başlaması söz konusu olabilir.
Dolayısıyla bu tarihin anlamı:
“Bütün dosyalar bu tarihte sonuçlanacak.”
değil,
“Mevcut kanun değişmezse, idareyi bağlayan yasal süreler yeniden işlemeye başlayacak.”
şeklindedir.
Ayrıca mevzuatın gelecekte yeniden değiştirilme ihtimali tamamen göz ardı edilmemelidir. Avrupa Birliği ülkeleri geçici korumanın Mart 2028’e kadar uzatılması konusunda yeni bir karar almıştır. Bu karar, Polonya’daki art. 100d süresini kendiliğinden Mart 2028’e uzatmaz. Bunun için Polonya’da ayrıca ulusal bir yasal değişiklik yapılması gerekir.
Bu nedenle bugün itibarıyla geçerli tarih 4 Mart 2027’dir. Gelecekte yeni bir değişiklik yapılırsa ayrıca bilgilendirme paylaşacağız.
Bu düzenleme neden getirildi?
Resmi gerekçenin temelinde Ukrayna’daki savaş bulunmaktadır.
24 Şubat 2022’den sonra milyonlarca insan Ukrayna’dan ayrılmak zorunda kaldı. Polonya, savaş nedeniyle yerinden edilen kişilerin en yoğun şekilde geldiği ülkelerden biri oldu.
Bu durum:
- geçici koruma kayıtlarının,
- PESEL UKR işlemlerinin,
- sosyal yardım ve çalışma işlemlerinin,
- oturum başvurularının,
- aile ve uluslararası koruma dosyalarının
çok hızlı şekilde artmasına neden oldu.
Devlet, yabancılar dairelerinin bu olağanüstü iş yüküne uyum sağlayabilmesi amacıyla süreleri askıya alan düzenlemeleri yürürlüğe koydu.
Ancak başlangıçta olağanüstü ve geçici olarak değerlendirilen bu çözüm yıllar boyunca uzatıldı.
Bugün sorun yalnızca savaşın ilk aylarındaki olağanüstü durum değildir. Aynı zamanda uzun süredir devam eden daha genel bir idari kapasite sorunu vardır.
Sorun yalnızca Ukrayna savaşı değil: sistemsel yoğunluk ve personel yetersizliği
Rzecznik Praw Obywatelskich, yani Polonya İnsan Hakları Ombudsmanı, yabancıların oturum dosyalarındaki gecikmelerin yıllardır devam eden sistemsel bir problem olduğunu açıkça belirtmektedir.
RPO’nun değerlendirmelerine göre:
- başvuru sayısı artmaya devam etmektedir,
- yabancılar dairelerindeki çalışan sayısı yeterli değildir,
- dosyalar zamanında sonuçlandırılamamaktadır,
- sorun yıllardır çözülmemekte ve giderek büyümektedir.
Najwyższa Izba Kontroli tarafından yapılan denetimlerde de incelenen bütün yabancılar dairelerinde çeşitli usulsüzlükler ve gecikmeler tespit edilmiştir.
Denetimlerde:
- uzun süre hiçbir işlem yapılmayan dosyalar,
- gereksiz işlem araları,
- yasal sürelerin ciddi şekilde aşılması,
- yıllarca devam eden başvurular
tespit edilmiştir.
Bu nedenle yaşanan gecikmeleri yalnızca tek bir memura, tek bir danışmana veya tek bir başvuru sahibine bağlamak doğru değildir.
Ortada genel ve yapısal bir sorun bulunmaktadır.
Mazowieckie’de dosyalar neden daha uzun sürebiliyor?
Varşova’nın bulunduğu Mazowieckie, Polonya’da yabancı nüfusun ve ekonomik faaliyetin en yoğun olduğu bölgedir.
2025 yılında Polonya genelinde yabancılarla ilgili 733 binden fazla başvuru yapılmıştır. Bunların yüzde 26’dan fazlası Mazowieckie’den gelmiştir.
Başka bir ifadeyle Polonya’daki yabancılarla ilgili dosyaların yaklaşık dörtte biri tek bir województwo üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Mazowieckie’de:
- çok sayıda uluslararası öğrenci,
- yabancı çalışan,
- şirket sahibi,
- aile birleşimi başvurusu,
- kalıcı oturum başvurusu,
- uzun dönem AB oturumu başvurusu
bulunmaktadır.
Başvuru sayısındaki bu yoğunlukla çalışan sayısı ve idari kapasite aynı oranda artırılmadığında dosyaların birikmesi kaçınılmaz hale gelmektedir.
Bu nedenle başka bir şehirde birkaç ay içinde sonuçlanan bir dosyanın Varşova’da çok daha uzun sürmesi mümkün olabilmektedir.
“Karar tarihi” neden geçiyor?
Başvuru sahibine verilen veya sistemde görülen karar tarihi çoğu zaman dosyanın tahmini olarak sonuçlandırılmasının planlandığı tarihi ifade eder.
Ancak bu tarih:
- kararın kesinlikle o gün verileceği garantisi değildir,
- kartın o tarihte basılacağı anlamına gelmez,
- olumlu karar verildiğini göstermez,
- dosyanın gecikmesi halinde otomatik yaptırım doğurmaz.
Art. 100d nedeniyle, idare açısından bu tarih bugün büyük ölçüde tahmini ve organizasyonel bir tarih niteliğindedir.
Bazı memurlar dosyalarını planlanan tarihe kadar tamamlayabilmektedir. Bazı birimlerde ise iş yükü, personel değişikliği, güvenlik kontrolleri veya dosya sırası nedeniyle tarih aylarca aşılabilmektedir.
Dolayısıyla karar tarihinin geçmesi:
- danışmanın dosyayı takip etmediği,
- belgelerin hiç gönderilmediği,
- dosyanın kaybolduğu,
- başvurunun reddedildiği
anlamına gelmez.
Çoğu zaman bu durum, dosyanın hâlen yabancılar dairesinde işlem sırası beklediği anlamına gelir.
Biz danışmanlar dosyalar için neler yapıyoruz?
Kalayci Consulting olarak yalnızca ilk başvuruyu gönderip beklemiyoruz.
Dosya devam ederken yaptığımız işlemler arasında şunlar bulunmaktadır:
- resmi yazışmaların takip edilmesi,
- e-Doręczenia, MOS ve INPOL bildirimlerinin kontrol edilmesi,
- eksik evrak taleplerinin süresi içinde cevaplanması,
- çalışma sözleşmelerinin güncellenmesi,
- maaş ve ZUS belgelerinin yenilenmesi,
- öğrenci belgelerinin güncel tutulması,
- sigorta belgelerinin yenilenmesi,
- adres veya işveren değişikliklerinin bildirilmesi,
- dosyaya ek açıklama sunulması,
- hızlandırma dilekçesi hazırlanması,
- ponaglenie gönderilmesi,
- gerekli görülen dosyalarda idari mahkemeye başvurulması
bulunmaktadır.
Bu işlemlerin amacı dosyanın karar verilmeye hazır kalmasını sağlamaktır.
Çünkü uzun süren dosyalarda, başvuru tarihinde sunulan belgeler zamanla güncelliğini kaybedebilir.
Örneğin:
- eski tarihli iş sözleşmesi,
- süresi bitmiş sağlık sigortası,
- güncelliğini yitirmiş öğrenci belgesi,
- değişmiş işveren,
- farklı maaş,
- yeni adres,
- yeni pasaport
dosyanın tekrar incelenmesini gerektirebilir.
Bu nedenle uzun süren süreçte dosyayı güncel tutmak son derece önemlidir.
Ancak belgeyi güncel tutmak ile memurun hemen karar vermesini sağlamak aynı şey değildir.
Hızlandırma dilekçesi neden her zaman işe yaramıyor?
Hızlandırma dilekçesinde genellikle kişinin:
- iş seyahati ihtiyacı,
- ailevi zorunluluğu,
- sağlık durumu,
- işveren baskısı,
- seyahat edememesi,
- eğitimi veya ticari faaliyetleri
açıklanır.
Bu dilekçeler bazı dosyalarda sonuç verebilir.
Özellikle istisnai, belgelenmiş ve ciddi bir gerekçe bulunduğunda dosyanın daha hızlı ele alınma ihtimali vardır.
Ancak hızlandırma talebi idareyi kesin şekilde bağlamaz.
Yabancılar dairesi:
- dosyanın sırasını,
- diğer başvuruların durumunu,
- gerekçenin aciliyetini,
- dosyanın karar vermeye hazır olup olmadığını
birlikte değerlendirebilir.
Bu nedenle yalnızca “çok uzun süredir bekliyorum” gerekçesi her zaman yeterli görülmemektedir.
Ponaglenie neden eskisi kadar etkili değil?
Ponaglenie, normal şartlarda idarenin dosyayı süresinde sonuçlandırmaması veya işlemleri gereksiz şekilde uzatması durumunda kullanılan hukuki bir yoldur.
Ancak art. 100d nedeniyle:
- yasal süreler işlememekte,
- bezczynność hükümlerinin uygulanması sınırlandırılmakta,
- idarenin gecikme bildirimi yapma yükümlülüğü uygulanmamakta,
- yalnızca sürenin geçmesine dayanarak etkili sonuç almak zorlaşmaktadır.
Bu nedenle ponaglenie hazırlayıp göndersek bile her dosyada kararın hemen verilmesini sağlayamıyoruz.
Bazen ponaglenie sonrasında dosyada hareket görülmektedir. Bazen dosya başka bir memura aktarılmakta veya eksik belge talebi gönderilmektedir.
Ancak birçok dosyada somut bir hızlanma yaşanmamaktadır.
Bezczynność davası açmak kesin çözüm mü?
Hayır.
Bazı idare mahkemeleri art. 100d düzenlemesini belirli dosyalarda Anayasa veya Avrupa Birliği hukuku açısından eleştirmiş ve somut dosyada uygulamamıştır.
Bu durum başvuru sahipleri açısından önemli bir hukuki imkân yaratmaktadır.
Ancak burada kritik bir ayrıntı bulunmaktadır:
Mahkemenin bir dosyada art. 100d’yi uygulamaması, bu hükmün genel olarak yürürlükten kalktığı anlamına gelmez.
Mazowieckie WSC Direktörü’nün yazısında da bu konu açıkça belirtilmektedir.
Direktör, mahkemelerin gerçekleştirdiği “dağınık anayasal denetimin” yalnızca incelenen somut dosya açısından sonuç doğurduğunu; başka hâkimleri ve başka dosyaları bağlamadığını ifade etmektedir.
Yazıda ayrıca:
“Zapisy art. 100d (…) nadal pozostają w obiegu prawnym i są wiążące.”
denilmektedir.
Türkçesi:
“Art. 100d hükümleri hâlen hukuk düzeninde bulunmaktadır ve bağlayıcıdır.”
Bu nedenle mahkeme başvurusu bazı özel dosyalarda anlamlı olabilir, ancak her dosyada hızlı karar garantisi değildir.
Mahkemeden olumlu bir sonuç alınsa bile mahkeme oturum izninin kendisini vermez. Dosyanın sonuçlandırılması için yeniden yabancılar dairesinin belirli bir sürede karar vermesini ister. Bazı söylentilere göre mahkeme kararına itiraz edip belirtilen sürelerde maalesef yine karar verilmiyor.
Neden bütün müşterilerimiz için sürekli aynı dilekçeyi göndermiyoruz?
Sürekli ve aynı içerikle gönderilen yazıların her zaman fayda sağlamadığını görüyoruz.
Nitekim WSC Direktörü’nün gönderdiği resmi cevapta, aynı içerikteki yeni yazışmaların cevapsız bırakılabileceği açıkça belirtilmiştir.
Bu nedenle dosyaya her hafta aynı metni göndermek:
- dosyayı otomatik olarak hızlandırmaz,
- karar memurunun hemen atanmasını sağlamaz,
- her zaman yeni bir hukuki sonuç doğurmaz.
Biz her dosya için en uygun zamanı ve yöntemi değerlendirmeye çalışıyoruz.
Gerçek bir değişiklik, yeni bir belge, ciddi bir aciliyet veya hukuki gerekçe varsa yeni başvuru yapmak anlamlı olabilir.
Ancak yalnızca başvuru sahibini geçici olarak rahatlatmak için etkisiz olduğu bilinen aynı yazıyı tekrar tekrar göndermek profesyonel bir çözüm değildir.
“Yüzde 90 hiçbir şey işe yaramıyor” demek doğru mu?
Bu konuda resmi bir devlet istatistiği bulunmamaktadır.
Ancak Kalayci Consulting olarak takip ettiğimiz dosyalardaki pratik gözlemimiz şudur:
Hızlandırma dilekçesi, ponaglenie veya benzer girişimler dosyaların büyük çoğunluğunda kısa süre içinde karar çıkmasını sağlamamaktadır.
Yaklaşık yüzde 90 olarak ifade ettiğimiz oran, resmi bir istatistik değil; takip ettiğimiz dosyalardan oluşan saha tecrübemizdir.
Bu, hiçbir şey yapmadığımız anlamına gelmez.
Tam tersine, yapabileceğimiz bütün işlemleri yapmamıza rağmen karar verme yetkisinin hâlâ yabancılar dairesinde olduğunu gösterir.
Dosya eksiksizse top artık kimde?
Dosyada:
- başvuru şartları sağlanmışsa,
- parmak izi verilmişse,
- eksiklikler tamamlanmışsa,
- güncel çalışma veya eğitim belgeleri sunulmuşsa,
- sigorta ve finansal belgeler hazırsa,
- resmi talepler süresinde cevaplanmışsa,
danışmanlık ofisinin yapabileceği temel yükümlülükler yerine getirilmiş demektir.
Bu aşamadan sonra:
Top yabancılar dairesindedir.
Danışman:
- memura dosyayı imzalatamaz,
- kararın olumlu olacağını garanti edemez,
- karar tarihini kendisi belirleyemez,
- idarenin iç sıralamasını değiştiremez,
- güvenlik kurumlarının cevap verme hızını kontrol edemez.
Biz dosyanın hazır olmasını ve başvuru sahibinin haklarının korunmasını sağlayabiliriz.
Ancak devlet makamı adına karar veremeyiz.
Müşterilerimiz beklerken ne yapmalı?
Her gün veya her hafta “bir gelişme var mı?” diye sormanın anlaşılır olduğunu biliyoruz.
Ancak sistemde yeni bir yazı, karar veya değişiklik olduğunda danışanlarımızı bilgilendiriyoruz.
Bekleme döneminde en önemli konu dosyanın güncel tutulmasıdır.
Lütfen aşağıdaki değişiklikleri bize gecikmeden bildirin:
- yeni pasaport alınması,
- adres değişikliği,
- işveren değişikliği,
- işten ayrılma,
- yeni sözleşme yapılması,
- maaş değişikliği,
- okul değişikliği,
- öğrenciliğin sona ermesi,
- evlilik veya boşanma,
- çocuğun doğması,
- uzun süreli yurt dışı seyahati,
- sağlık sigortasının sona ermesi,
- resmi bir yazının doğrudan size ulaşması.
Bu değişiklikler dosyanın hukuki dayanağını etkileyebilir.
Sabırlı olmak “dosyayı unutmak” anlamına gelmez
Sabır çağrımız, dosyaların kontrol edilmediği veya hiçbir işlem yapılmadığı anlamına gelmemektedir.
Biz:
- yazışmaları kontrol etmeye,
- gelen talepleri cevaplamaya,
- belgeleri güncel tutmaya,
- gerekli dosyalarda hızlandırma talebi sunmaya,
- hukuki yolları değerlendirmeye
devam ediyoruz.
Ancak mevcut sistemde gerçekçi olmayan süreler vaat etmek istemiyoruz.
“Bir ay içinde kesin karar çıkar.”
“Bu dilekçeyi verince dosya hemen biter.”
“Mahkemeye verirsek kesin kazanırız.”
gibi ifadeler profesyonel ve dürüst değildir.
Her dosyanın:
- memuru,
- birimi,
- hukuki dayanağı,
- güvenlik incelemesi,
- belge durumu
farklıdır.
Bu süreç neden insanları bu kadar yoruyor?
Oturum kararının gecikmesi yalnızca bürokratik bir problem değildir.
Bekleyen kişiler:
- ülkelerine seyahat edemeyebilir,
- iş değiştirirken zorlanabilir,
- banka veya kredi işlemlerinde problem yaşayabilir,
- işverenlerine durumlarını açıklamak zorunda kalabilir,
- ailelerini uzun süre göremeyebilir,
- sürekli belirsizlik yaşayabilir.
Bu nedenle yaşanan endişeyi küçümsemiyoruz.
Aksine, bu belirsizliğin insanlar üzerindeki etkisini her gün görüyoruz.
Rzecznik Praw Obywatelskich ve Najwyższa Izba Kontroli gibi devlet kurumları da bu gecikmelerin kişiler üzerinde ciddi hukuki ve sosyal sonuçlar doğurduğunu belirtmektedir.
Sonuç: Sabır istiyoruz ama sorunu da görmezden gelmiyoruz
Bugünkü durumda oturum kararlarının gecikmesinin temel sebepleri şunlardır:
- çok yüksek başvuru sayısı,
- yabancılar dairelerindeki personel ve kapasite yetersizliği,
- Ukrayna savaşı sonrası oluşan olağanüstü göç yükü,
- art. 100d ile yasal sürelerin askıya alınması,
- idare üzerindeki gecikme baskısının ve yaptırım riskinin azalması,
- bazı dosyalarda ek güvenlik ve kurum görüşlerinin beklenmesi.
Biz danışmanlar olarak elimizden geleni fazlasıyla yapıyoruz.
Dosyaları hazırlıyor, eksikleri tamamlıyor, belgeleri yeniliyor, yazışmaları takip ediyor, hızlandırma talepleri gönderiyor, ponaglenie hazırlıyor ve gerekli durumlarda mahkeme yolunu değerlendiriyoruz.
Ancak bütün bu işlemlerin sonunda karar verme yetkisi yabancılar dairesindedir.
Bu nedenle danışanlarımızdan biraz daha sabır rica ediyoruz.
Dosyanızda bir gelişme olduğunda, yeni bir yazı geldiğinde veya karar verildiğinde sizinle iletişime geçeceğiz.
Sizi bekletmek veya sorularınızı cevapsız bırakmak istemiyoruz. Ancak sistemde yeni bir gelişme bulunmadığında, bizim de paylaşabileceğimiz yeni bir karar veya tarih bulunmamaktadır.
Dosyanızı unutmuyoruz.
Süreci takip ediyoruz.
Belgelerinizi güncel tutuyoruz.
Yapılabilecek hukuki işlemleri değerlendiriyoruz.
Fakat kararın ne zaman verileceğini belirleyen taraf biz değiliz.
Bugün itibarıyla dosya karar vermeye hazırsa, top yabancılar dairesindedir.
Kalayci Consulting – Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her dosyanın hukuki durumu ve kullanılabilecek başvuru yolları ayrıca değerlendirilmelidir.